Yazdır E-posta
PROJE ÇALIŞMALARIMIZ

Bu projeler bizim hayal edip’te gerçekleştirmek istediğimiz projelerdir. Projelerimiz arasında çok daha önemli konular yer almaktadır. Yeni tasarımlarımız olacaktır.

Bunlar sırasıyla müracat ettiklerimiz, müracaat edeceklerimiz. Proje halinde olanlar olarak devam etmektedir. Sırasıyla baraj projemiz, tarım projemiz, kuş tepesi ve mezarlık projelerimiz, köye internet projemiz, düğün salonu ve kültür merkezi projelerimiz, spor tesislerimiz, park ve çocuk bahçelerimiz olarak bunları sağlığımız el verdikçe hayata geçirmeye devam ediyoruz ve edeceğiz…


                                                                             Niyazi YILDIRIM
 
Yazdır E-posta
Yazar cihan yıldırım   
Çarşamba, 07 Ekim 2009 20:36
 
haber
Taşköprü Belediyesi’nin bu yıl 23.üncüsünü gerçekleştirdiği Uluslararası Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivali coşkuyla başladı.

Festivale Kastamonu Valisi Mustafa Kara, Kastamonu Milletvekilleri Hakkı Köylü ve Mehmet Serdaroğlu, Ankara Milletvekili Hekim Bingöl, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Gökçebay,



 

Eski Devlet Bakanı Nurhan Tekinel, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Gültekin Uysal, Taşköprü Kaymakamı Ayhan Kartlı, Kastamonu eski Milletvekilleri Mehmet Yıldırım ve Haluk Yıldız, çevre ilçe belediye başkanları ile çok sayıda vatandaş katıldı.
AÇILIŞ
İlçeye adını veren tarihi köprünün önünde kurdele kesilmesiyle başlayan program yöresel ürünlerin sergilendiği stantların gezilmesi ve gösteri yürüyüşüyle devam etti.
Taşköprü Pazaryeri’nde bu yıl ilk kez kurulan Tarım Makineleri Fuarı’nın gezilmesinin ardından Taşköprü Cumhuriyet Meydanı’nda saygı duruşu ve istiklal marşı ile sürdü.
Festivalin açılış konuşmasını yapan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, festivallerin önemine değinerek, Bizim festivalimiz de taşıdığı kimlik ile ülke genelindeki öncü festivaller arasındadır dedi. 
Dört Ülkeden Halk Dansları Ekibi
Ürdün, Belarus, Polonya ve KKTC gibi yabancı folklor ekipleri birbirinden güzel halk danslarını Taşköprülüler için sergiledi.
Bugün başlayan 23. Uluslararası Kültür ve Sarımsak Festivali, pazar günü akşam ünlü sanatçı Kenan Doğulu’nun vereceği açık hava konseriyle son bulacak.
SARIMSAK GÜZELİ BELARUSTAN SEÇİLDİ
Taşköprü 23.üncü Uluslararası Kültür ve Sarımsak Festivali etkinlikleri kapsamında yapılan güzellik yarışmasında Sarımsak Güzeli seçilen Belaruslu üniversite öğrencisi Nastya Kupriyan, güzelliğini sarımsağa borçlu olduğunu söyledi.


Festival etkinlikleri kapsamında düzenlenen güzellik yarışmasına, Belarus’tan katılan Nastya Kupriyan Sarımsak Güzeli,  yine aynı ülkeden Nadia Leped Pompeiopolis Güzeli, Kastamonu’dan İrem Aytekin’de Taşköprü Festival Güzeli seçildi.
Taşköprü Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunu gösterileri ile başlayan törende bir birinden güzel 13 genç kız Sarımsak Güzeli olabilmek için ter döktü.
HER GÜN SARIMSAK TÜKETİYORUM
Altı kişilik jüri, her biri birbirinden alımlı güzeller arasında tercih yapmakta zorlandı. Yarışma sonunda Belaruslu üniversite öğrencisi Nadia, Sarımsak Güzeli oldu. Nadia, yarışma sonrasında yaptığı açıklamada, güzelliğini sarımsağa borçlu olduğunu söyledi. Her gün mutlaka sarımsak tükettiğini ifade eden Nadia, herkesi daha çok sarımsak tüketmeye davet etti. Yarışmada dereceye giren üç güzele Taşköprü Kaymakamı Ayhan Kartlı, Belediye Başkanı Hüseyin Arslan çeşitli hediyeler takdim etti.
 
yerel gazeteler Yazdır E-posta
Salı, 06 Ekim 2009 19:26
Siyasiler bu kanı temizlesin

Tunceli`de meydana gelen patlamada şehit olan Jandarma er Murat Yıldız`ın cenazesi ile, Şırnak`ın Beytüşşebap ilçesinde güvenlik güçlerince sürdürülen operasyon sırasında şehit olan Komando Astsubay Çavuş Hüseyin Ateş`in cenazesi düzenlenen törenlerle toprağa verildi.

ÇOCUĞUMUN KANINI SİYASİLER TEMİZLESİN

Şırnak`ın Beytüşşebap ilçesinde güvenlik güçlerince sürdürülen operasyon sırasında şehit olan Komando Astsubay Çavuş Hüseyin Ateş`in cenazesi ise, Kastamonu`nun Taşköprü ilçesinde düzenlenen törenle toprağa verildi.

Yine yoğun bir kalabalığın uğurladığı Ateş`in cenazesinde konuşan baba Metin Ateş, ``Bu iş siyaset işiyse çocuğumuzun kanını siyasiler temizlesin, yok eğer siyasiler yapamıyorsa bu kanı bırakın biz temizleyelim`` dedi.

Törenin ardından şehit Hüseyin Ateş`in cenazesi, Taşköprü`ye bağlı Vakıfbelören köyünde toprağa verildi.

internethaber.com
sehitcenazesi.jpg
Ad,Soyad: TURHAN YILMAZ
E-mail: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Web Adresi: wwwkastamonum.com
Mesaj: şehidimiz hüseyin ateş anısına...


MERHABA

Zulmü, bir de bölünmeyi sevmem diyenler,
Türk'e düşman olanı, ben övmem diyenler, Doğuluya,batılıya sövmem diyenler,
Hepinize, hepinize merhaba...

Her gün yüzlerce yiğit er doğar diyenler,
Haini bu Cumhuriyet boğar diyenler,
Her şeyin önünde namus ve ar diyenler,
Hepinize, hepinize merhaba...

Teröristle pazarlığımız yok diyenler,
Ya gazi ya şehit olacak çok diyenler,
Dış güçlerin sözüne karnım tok diyenler,
Hepinize, hepinize merhaba...

Camide, cephede bir olalım diyenler,
Atatürk'ün yoluna dolalım diyenler,
Dikenleri topraktan yolalım diyenler,
Hepinize, hepinize merhaba...

Bölünmeye, parçalanmaya dur diyenler,
Haksızlıklara hak mührünü vur diyenler,
Ülkede AY-YILDIZLI BAYRAK var diyenler, Hepinize ,hepinize merhaba...

Turhan YILMAZ 05448149555
mail_03.jpg
Mustafa Polat
30 YIl Sonra

1976-1978 yılları arasında ilçemizde görev yapan Ziraat Yüksek Mühendisi Mustafa Polat'la 30 yıl sonra İzmir'de görüştük. Polat'ın ilçemizle ilgili anı ve izlenimlerini yakında burada okuyabileceksiniz.
izmirde_asahin_mpolat_07k__1_.jpg
mail_04.jpg
Pompeiopolis (Taşköprü) (Kastamonu-Taşköprü)
______________________________________________

Pompeiopolis , Taşköprü'nün kuzeyinde, Kastamonu'nun 45 km. kuzeyinde yer almaktadır. Zımbıllı tepesi, iki tepeden daha yüksek olanı akropol olarak kullanılmış ve iki tepenin etrafındaki düz alan Pompeiopolis'in yerleşim alanını oluşturmaktadır. Pompeiopolis'in sınırları kuzeyde Küre dağının güney yamaçlarına güneyde Ilgaz dağının kuzey tarafına, doğuda Halys ırmağına ve Osmancık civarına ve son olarak batıda aynı zamanda Amosttris'inde sınırı olan Pınarbaşı vadisine kadar uzanmaktadır. >>>
Doç. Dr. LATİFE SÜMMERER (*)
ZIMBILLI TEPE'DEKİ KENT 1
________________________
Doç. Dr. LATİFE SÜMMERER (*)
ZIMBILLI TEPE'DEKİ KENT 2
________________________
alsah_3515.jpg
(*) Pompeiopolis Antik Kenti Kazı Projesi Başkanı
POMPEİPOLİS'TEN
İLK
MÜJDELİ
HABER
______________________________________________

Geçtiğimiz günlerde Almanya'dan Taşköprü'ye gelen arkeologlar pompeipolis antik kentinde kazı çalısmalarını sürdürüyorlar önceki gün bir cocuk mezarına raslayan arkeologlar mezarı gün yüzüne çıkardı.. Meraklı hemserilerimiz kazı yapılan saatlerde calısmaları zımbıllıda yerinden takip edebilecekler.
20.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ - 2006 -
mail_16.jpg
2006 YILINDA KASTAMONU VE İLÇELERİNDEKİ FESTİVALLERDEN GÖRÜNTÜLER, HABER VE İZLENİMLER >>>>>
Geçmişten Günümüze Taşköprü'de Basın (İnceleme Taslağı) / Ali ŞAHİN
______________________________________________

TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete.Tek Sayı / 30 Ağustos 1950. İlk sayısından sonra çıkmamıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Şem'i DALAY; Mücadele Matbaası. Kastamonu. İlçenin ilk gazetesi. Başlık altında: "Halkın Dili, Hakkın Dili" Çarşamba günleri çıkar siyasi gazete olduğu yazılıdır.28x41 ebadında, fiyatı 5 kuruş.

TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete. (6 Mart 1959- 22 Nisan 1960) Sahibi ve Mesul Müdürü: Ergin TÜFEKÇİ; Doğrusöz Matbaası. Kastamonu. Çarşamba günleri çıkar. 28x41 ebadında, 4 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 5 kuruş.

TAŞKÖPRÜ'DE UYANIŞ: (5 Mart 1969- 5 Mayıs 1969) Sahibi: TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) adına; A. Cahit ARIKAN, Yazı İşleri Müdürü: Zeynel YURTSEVEN. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir. K. ATATÜRK" yazısı bulunmaktadır. 41x57 ebadında, 6 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.

GÖKIRMAK: Haftalık gazete. (13 Mart 1970- ../.. 1974).Sahibi: Mahmut ESKİ, Ziya SEZEN(Kısa bir süre sonra ayrılmıştır); Mesul Müdürü: Halit TERZİOĞLU. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Haftalık Siyasi ve kültürel gazete" yazısı bulunmaktadır. 35x50 ebadında, 5 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.

TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Numan ÖZDEMİR. Yeni Kastamonu Matbaası. Kastamonu. Başlığın altında: "Siyasi ve Kültürel gazete. 15 günde bir Cuma günleri çıkar" yazılıdır. 308. sayıdan itibaren gazete el değiştirmiş, Numan ÖZDEMİR, gazeteyi Eczacı Metin BAKIRCI'ya devretmiştir. İlçenin en uzun ömürlü gazetesi olma özelliğini taşıyan TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ gazetesinin bütün sayıları tam olarak Taşköprü İlçe Halk Kütüphanesinde mevcuttur.

GÖKIRMAK: (Taşköprü Belediyesi). 1993 Sahibi: Taşköprü Belediyesi adına: Hasan ALTAN. Genel Yayın Yönetmeni: Muzaffer YILDIZ. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ersin TABAKER. Damla Grafik Tesisleri. Başlık altında "Taşköprü Belediyesi'nin Yayın Organıdır" yazılıdır.

KAYNAKLAR:

1. Hazma ÇİÇEK, Taşköprü İncelemesi (Basılmamış Derleme. Taşköprü Halk Kütüphanesinde mevcut olup öğrenciler ve araştırmacılar için önemli bir kaynaktır.). (Hazma ÇİÇEK: Emekli. Taşköprü Halk Kütüphanesi eski Müdürü)

2.Aziz DEMİRCİOĞLU: Yüz Yıllık Basında Kim Kimdir?

EKLER: 1
______________________________________________
nozdemir_taskoprununsesi.jpg
TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Numan ÖZDEMİR. (*) Yeni Kastamonu Matbaası. Kastamonu. Başlığın altında: "Siyasi ve Kültürel gazete. 15 günde bir Cuma günleri çıkar" yazılıdır. 308. sayıdan itibaren gazete el değiştirmiş, Numan ÖZDEMİR, gazeteyi Eczacı Metin BAKIRCI'ya devretmiştir. İlçenin en uzun ömürlü gazetesi olma özelliğini taşıyan TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ gazetesinin bütün sayıları tam olarak Taşköprü İlçe Halk Kütüphanesinde mevcuttur.
______________________________________________
numan__zdemir.jpg
T
A
Ş
K
Ö
R
Ü
N
Ü
N

S
E
S
İ

N
U
M
A
N

Ö
Z
D
E
M
İ
R
KENDİ KALEMİNDEN (*)
______________________________________________________

"BEN NUMAN ÖZDEMİR

Doğum tarihi : 05/04/1921
Ölüm tarihi : 01/01/2003

Kastamonu ili, Taşköprü ilçesi Aşağıçayırcık köyünde 1921 yılında doğdum. Anam ben 10 yaşındayken rahmete kavuşmuş HANIFE, babam çiftçi HÜSEYİN ÖZDEMİR. Taşköprü ilk okulunu bitirdikten sonra gedikli hazırlama orta okuluna girdim. 1941 yılında istihkam gedikli çavuş olarak ordudaki hizmetime başladım.

Hizmetimin son yıllarında Ankara Ticaret lisesi akşam kurslarında daktilografi ve stonoğrafi öğrendim. 1950 de karayollarında başlayan sivil hayatımda daktilografi bilmemin yararı oldu. 1954 yılında TBMM'nde ikinci kez stonoğrafi öğrendim. 1959 dan 1967 ye kadar stonoğraf olarak çalıştım. 1967 de İstanbul belediye meclisi stonoğraflığına nakil edildim. TBMM'nde stonoğraf arkadaşlarıma 10 parmak daktilografi öğrettim. Bu arada kendimde standart Türk klavyesini öğrendim. İstanbul belediye meclisine nakil edildikten sonra yazılı öğretim denemesi yaptım. Nihayet 25 yıllık yazma 10 yıllık da öğretim tecrübesine güvenerek KENDİ KENDİNE 10 PARMAKLA DAKTİLOĞRAFİ kitabını 1971 yılında yayınlamaya karar verdim."

(NUMAN ÖZDEMİR, KENDİ KENDİNE 10 PARMAKLA DAKTİLOĞRAFİ, 1971, Arka kapak yazısından alınmıştır.)
______________________________________________________
kast_lokumu.jpg
HACI BEKİR GÖRSE ÇOK MUTLU OLURDU

İngiltere’de yayımlanan The Independent gazetesi, 5 Aralık tarihli sayısının manşetinde Türk lokumunun yıldızının parlayışına yer verdi.“Kastamonu'lu Hacı Bekir bu günleri görse çok mutlu olurdu” ifadesine yer verilirken, Hacı Bekir’in Sultan Hamit'in emriyle Kastamonu’da evindeki malzemeyle su, şeker, mısır unu, limon kreması tartar ve gülsuyundan reçete oluşturduğu kaydedildi.

Türk lokumunun tarihini anlatırken, 300 yıl öncesine dönen gazete, Sultan Hamid’in, 4 eşi ve haremindeki yüzlerce cariyesini Topkapı Sarayı’nın büyük kapılarının ardında mutlu bir hayata kavuşturabilmek için tatlı bir formülün geliştirilmesi emrini verdiğini kaydetti.The Independent gazetesi, bugün Türk lokumu adıyla bilinen ve her geçen gün bütün dünyada daha çok tüketilen tatlının böylece ortaya çıktığını, Noel döneminde İngiltere’de gösterime girecek CS Lewis’in “The Cronicles of Narnia” ile lokumun namının da artmasının beklendiğini belirtti.
İngiltere’nin en büyük süpermarketleri olan Tesco ve Sainsbury’nin lokum satışlarında patlama olduğu yolundaki açıklamasına yer verilen haberde, satışta artışın yüzde 200’lerle ifade edilebilecek noktaya geldiğini yazdı.

Hacı Bekir’in suyu ısıtıp, şeker ve limonu eklediği, bu karışımı da bir başka tavada pişirilen mısır unu, su ve tartara katıp birlikte pişirdiği belirtilen haberde, karışıma daha sonra gülsüyü katıldığına işaret edildi. Pudra şekerine bulanıp soğutulan karışımın kesilerek lokum haline getirildiğini yazan Independent, Hacı Bekir’in birer lokmalık bu yumuşak şekerlemelerine asırlar sonra “Türk lokumu” adı verildiğini belirtti.

Osmanlı sarayının en gözde yiyecekleri arasına giren lokumun Hacı Bekir’i de zengin ettiğini kaydeden gazete, 1777 yılında Bahçekapı’da ilk dükkanını açan ünlü şekercinin, bu ilk dükkanının çocuklarından torunlarına geçerek bugüne kadar geldiğini, ailenin hala İstanbul’da ve Ankara’da dükkanları olduğunu yazdı.

BAKLAVA GİBİ LOKUM DA TÜRKLERİN

Yunanistan’ın lokumun kendi buluşları olduğuna dair iddialarına da yer veren gazete, lokum gibi, baklava konusunda da Yunanlı ve Ermenilerin benzeri iddiaları olduğunu kaydederken, Charles Dickens’ın”The Mistery of Edwin Drood” adlı kitabında Türk lokumundan bahsedildiğini hatırlattı.

“BUGÜN HERGÜNKÜNDEN DAHA GÜÇLÜ”

“Aslında Türk lokumu Dickens’ın bu kitabı yazmasından yarım asır önce Avrupa’ya ulaşmıştı” denilen haberde, lokumun Napolyon’un en sevdiği şekerleme olduğu, Sir Winston Churchil’in de lokum yemeyi çok sevdiği belirtildi. Haberde, Pablo Picasso’nun lokumu bir konsantrasyon aracı olarak kullandığı ve Disney yapımı Narnia filminde lokumun kullanıldığı kaydedilerek, “Disney sayesinde Batı’nın Doğu’nun en favori tatlısıyla olan sevgisi bugün hergünkünden daha güçlü görünüyor” denildi.

ZARBANA
Cumhuriyet 29.08.2005
YAZAR TURGUT ÖZAKMAN:

Ülkeyi yönetenler Nutuk'u okusun
ANKARA (ANKA) - Yazar Turgut Özakman , tarih bilmeden bir ülkenin yönetilemeyeceğini belirterek ülkeyi yönetenlere Nutuk'u ve Sevr Antlaşması'nı okumaları önerisinde bulundu. ''Şu Çılgın Türkler'' in yazarı Turgut Özakman Ancyra gazetesinde yayımlanan röportajında, pek çok vatandaşın Milli Mücadele dönemini bilmediğini ancak okunması ve öğrenilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle Cumhuriyet dönemini yazmak istediğini, bu dönemin Milli Mücadele kadar heyecan verici olduğuna değinen Özakman, birtakım insanlar büyük bir rahatlıkla o dönemin üzerine bir çarpı çekmeye çalıştığını, bunun ise büyük bir insafsızlık olduğunu anlattı. Özakman, Milli Mücadeleyi bilmeden Türkiye'yi yönetmenin, tarihin mantığı ile karşı karşıya gelmek anlamına geleceğini belirterek ''Tarihin mantığı galip gelir'' dedi. Özakman Başbakan dahil Türkiye'de herkesin Atatürk 'ün ''Nutuk'' unu, İnönü 'nün ''Hatıralar'' ını, Şerafettin Turan 'ın ''Türk Devrim Tarihi'' ni, Prof. Sina Akşin 'in ''Milli Mütareke ve İstanbul Hükümetleri'' ni okuması gerektiğine işaret etti. Türkiye AB görüşmelerinin başından sonuna kadar bir milli duruş içerisinde olması gerektiğini vurgulayan Turgut Özakman, ''Bu iktidarda değil, bundan önceki iktidarda da milli duruş yoktu. Biz milli mücadeleyi yapan Türkiye'den bin kat daha güçlüyüz. Ama bu gücümüzün farkında mı değiliz, uyutulduk mu, yoksa ihmal mi ettik? 30 yıldır Türkiye, dış politika bakımından aşağı yukarı Atatürk çizgisinden ve Atatürk döneminin milli duruşundan da uzaklaşmıştır. Ben öyle görüyorum'' dedi.

Cumhuriyet 22.05.2005
Turgut Özakman'ın Kurtuluş Savaşı'nı anlattığı 'Şu Çılgın Türkler' adlı kitabı Bilgi Yayınları'ndan çıktı

'Bir millet uyanıyor'
'Şu Çılgın Türkler' Ulusal Kurtuluş Savaşımızın tarihini anlatan bir tarih incelemesidir. Kurtuluş ve Cumhuriyet belgesellerinin, çekilemediği için seyirciye ulaşamayan metinlerinin bileşenidir. Özakman'ın işlek diliyle, anlatımı söze boğmadan, konuşma dilinin sıcaklığını yansıtan anlatımıyla bütünleşiyor.
EFDAL SEVİNÇLİ *

Turgut Özakman yine tarihsel bir anlatıyla karşımızda. Yine bizleri tarihimizle baş başa bırakıyor. 1948 yazında dokuz arkadaşıyla birlikte yaptıkları yürüyüşle öğrenmeye çalıştığı, belgelerini derlediği, hâlâ da derleyip incelemesini sürdürdüğü Kurtuluş Savaşı'nı anlatıyor 'Şu Çılgın Türkler' adlı yapıtında.

Kapağında ''roman'' yazıyor; ancak ''modernizmin'' modern edebiyatın yarattığı türler içinde yer alan ''roman'' a benzemiyor 'Şu Çılgın Türkler'. Dahası, ''postmodernizmin'' peşinde koştuğu ''geleneksel anlatıya'' ise hiç benzemiyor. Evet, metinlerarası geçişler var. Fakat yapıt ''post- modern'' bir anlatı hiç değil. Peki, bu nasıl bir roman diyebilirsiniz.

Belgeler, mektuplar, anılar


'Şu Çılgın Türkler' in 5. sayfasında, ''İçindekiler' bölümü var... Ve Önsöz, Başlangıç (28 Haziran 1914-1 Nisan 1921), Birinci Kitap: Büyük Yunan Taarruzu, İkinci Kitap: Türk Büyük Taarruzu, Sonuç (19 Eylül 1922-27 Ekim 1922), Sonsöz ve Dipnotlar ... Bu kurgusuyla, 'Şu Çılgın Türkler' doğrusu Ulusal Kurtuluş Savaşımızın tarihini anlatan bir tarih incelemesidir. Kurtuluş ve Cumhuriyet belgesellerinin, çekilemediği için seyirciye ulaşamayan metinlerinin bileşenidir. Özakman'ın Önsöz 'de açıkladığı gibi ''belgeler, mektuplar, anılar, makaleler, bilgiler, raporlar, haberler gerçeğe bağlı kalınarak öyküleştirilmiştir. Genel olarak bütün kişiler gerçektir. Havayı yansıtmak, ayrıntıları belirtmek ve konuyu yürütmek için birkaç hayali kişiye'' yer verilmiştir.

Özakman'ın işlek diliyle, anlatımı söze boğmadan, konuşma dilinin sıcaklığını yansıtan anlatımıyla bütünleştirdiği ' Şu Çılgın Türkler 'i, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk Ulusu'nun varoluş kavgasının anlatısıdır. Ulusal devletin doğuşunun, ulus kimliğimizin gerçekleşme kavgasının belgesel öyküsüdür. Şu Çılgın Türkler 'i bugün içinde bulunduğumuz siyasal, toplumsal koşulların da gereği olarak herkes okumalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Başbakanımıza, bakanlarımızdan ana muhalefet partimizin başkanına, milletvekillerimizden bütün öğretmenlerimize, öğrencilerimize herkesin okumasını öneriyorum. Son günlerde çok satan/okunan (?) yapıtlar arasında yer alan ve hemen herkesin ilgisini çeken Hitler'in Kavgam kitabını okuyan gençlerimize ise özellikle öneriyorum. ' Şu Çılgın Türkler' tarihimize, yakın tarihimize göstereceğimiz ilgiyi boşa çıkarmayacak. ''Kemal'in Askerleri'' nin çocukları, torunları olarak hemen her sayfasında duygulanacak, üzülecek, sevinecek ve o adsız kahramanlara hayranlık duyarak ülkemizi, atalarımızı, dedelerimizi, ninelerimizi daha çok seveceksiniz. Sayın Özakman'ın oluşturduğu kurguyla, dil ustalığıyla, büyük bir zevkle okunan Şu Çılgın Türkler 'de, Sevr'de yok edilmek istenen bir ulusun yeniden doğuşunu, ''Bir Millet Uyanıyor'' diyerek alkışlayacaksınız. Çağdaş, laik, demokratik Cumhuriyetimizin varoluş kavgasını, sıkılmadan, tarihi severek ve tarihimizi tanıyarak öğreneceksiniz.

Elli yıllık emek...


Bi zi parçalamak isteyenlerin olduğunu söyleyen Başbakanımıza inanarak ' Şu Çılgın Türkler 'in neler yapabileceklerini bir kez daha görmeleri, anlamaları için bu öneriyi bütün aydınlarımıza yapıyorum. Bu ülke topraklarının tarihini yeniden yaratan, Mustafa Kemal ile arkadaşlarının yaptıklarını küçümseyen, dahası inanılmaz sataşmalarda, saldırılarda bulunan, ''hâlâ'' onları tanımayan yurttaşlarımızın da okumasını istiyorum.

Mustafa Kemal'e, arkadaşlarına, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ne inanan, güvenen ve bu güvençle Cumhuriyeti, Atatürk devrimlerini inançla savunan, bu savunusunu ortaya koyduğu yapıtlarıyla kanıtlayan Sayın Turgut Özakman'ın elli yıllık güzel anlatısına teşekkür ederek sesine kulak verelim v e ''Anadolu Oymağı'' nın üyelerinin inançla yaşadığını gösterelim.


( * ) Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi .

Cumhuriyet 06.05.2005
BİR BAKIMA
SERVER TANİLLİ
Güzel Çılgınlığın Adı...
Tarihin hızlandığı, suyun kaynama noktasına ulaştığı yıllar vardır; 1914'le böyle bir dönem başlar: Bir Sırplının, Avusturya Veliahtı Arşidük Ferdinand 'ı, Saraybosna'da öldürmesinin arkasından, dünyayı bölüşmekte anlaşamayan büyük devletler, hesaplaşmak için böyle bir fırsat bekliyorlardı; savaş, bir salgın hastalık gibi dört bir yana yayılır. Almanya art arda Rusya, Fransa ve Belçika'ya savaş açar; onu, İngiltere'nin Almanya'ya karşı savaşa girmesi izler; Osmanlı İmparatorluğu da, Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın yanında savaşa girer. Buna bakıp İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener bir demeçte bulunur: ''Türkiye'yi yok edinceye kadar savaşacağız!''

Türkiye önemliydi...

Osmanlı İmparatorluğu, girdiği savaşta sonunda yenilir, elde yalnız bitkin ve yoksul Anadolu'yla kalmıştır; o da emperyalizmin işgaline uğrar.

Padişah, İngiliz sömürgesi olabilmek umudundadır; ''Halk uzun yıllardan beri cephede ölümle, cephe gerisinde yoksullukla boğuşa boğuşa tükenmiş, içine kapanmıştır.''

Bu sırada, Yunanlılara fırsat doğar.

Arkalarında emperyalizm, 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkarlar ve Batı Anadolu'yu işgale başlarlar.

Ne var ki, tarihte ''yıldızın parladığı'' günlerden birinde, 19 Mayıs 1919'da, Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a çıkar; bütün milleti işgale tepki göstermeye çağırır ve tüm Anadolu'yu yurtseverlik ve bağımsızlık bayrağı altında toplamaya koyulur.

Başlayanın özü ve adı ''Milli Mücadele'' dir.

Dışarda ve içerde alay edenler çıkar.

''Elde avuçta hiçbir şey yokken, Emperyalizme, galip devletlere, Yunan ordusuna, Ermenilere, Pontus çetelerine karşı silahlı mücadeleye girişmeyi çılgınlık sayanlar çoktur. Silahsızlandırılmış Türk ordusunun tarihteki gücü, o da kâğıt üzerinde, 35-40 bin kişidir. Oysa Türkiye'deki silahlı işgalcilerin sayısı giderek 400.000 kişiyi bulacaktır. Yoksul, bitik Anadolu, 400.000 işgalciyi ve on binlerce silahlı-silahsız haini yenmeyi başaracaktır.''

Milli Mücadele, işte bu mucizenin, bu onurlu, ''güzel çılgınlığın'' adıdır.

Kızgın savaş, ileri-geri dalgalanmalarla, zafere ulaşır: Kurtuluş'u Kuruluş izler; ''bağımsız ve özgür'' bir ülkede, ''çağdaş bir Türkiye'' nin temelleri atılır.

Milli Mücadele, toplum olarak hayatımızın ''sebebi'' , felsefemiz ve andımızdır.

Onun tarihini biliyorduk, şimdi romanı da yazıldı.

Turgut Özakman 'ın, Bilgi Yayınevi'nden çıkan Şu Çılgın Türkler 'den bahsediyoruz.

**

Yazarımızı uzun uzun anlatmanın gereği yok. Turgut Özakman, oyunları, senaryoları, romanları ile ön safta bir kalem; onlara, meslek kitapları ve araştırma-inceleme eserlerini eklemeli.

Özakman'ın bir eli tarihte, bir eli de edebiyatta.

Şimdi önümüze koyduğu anıt eseri, 50 yıllık bir hazırlığın ürünü.

Yazar, bu dev hazırlığını nasıl değerlendirdiğini şöyle açıklıyor: ''Yaklaştıkça büyüyen, bir macera romanından daha heyecan verici olan Milli Mücadele'yi, gençler için roman olarak yazmayı, bu uzun ve yoğun emeği böyle değerlendirmeyi düşündüm. Birkaç roman kişisinin çevresinde dönerek değil, bütünüyle, her cephesiyle anlatmak istedim'' (s. 8).

Özakman, amacını -hakkıyla- gerçekleştirmiştir.

Bir olaydır bu eser: Bir tarih, bir roman, bir destan...

Yazarımızın, başta gençlere bakarak şu söylediklerine katılmamak da mümkün değil: ''Gençlerimize uzun zamandır Milli Mücadele'yi gerektiği gibi anlatmıyoruz. Bu yüzden şimdiki birçok orta yaşlılar da Milli Mücadele'yi iyi bilmiyor. Bilmemek oranı gittikçe artıyor. O görkemli olayı eski, soluk fotoğraflara benzettik. Oysa Cumhuriyetimiz o mücadelenin ürünü ve kaçınılmaz sonucudur. Yeni devletin kuruluş felsefesini o mücadele belirlemiştir. Anadolu aydınlanması, birliği ve yurttaşlık bilinci o büyük mücadeleyle başlamıştır. O dönem bilinmeden bugünü okuyamayız, yarını göremeyiz.''

Ekliyor: ''Milli Mücadele'nin emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşı anlatılmadığı için gençlerimiz başkalarının kurtuluş mücadelelerine imrendiler. Kendi tarihlerine, kendi kahramanlarına yabancılaştılar.'' (s. 8-9)

Eserin şu satırları da özellikle gençlere sesleniyor:

''Sevgili gençler!

İstiklal Savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yabancılara çiğnetmeyin'' (s.688).

Gençler, hele sizler, okuyun bu kitabı!..

ali_kaygusuz.jpg
KOTA ÇİLESİ NEDENİYLE PANCAR HALA TARLADA BEKLİYOR

Kış kapıya dayandı ancak kota yüzünden hala çiftçinin pancarı tarlada bekliyor. Karlı ve yağmurlu günlerde tarlada çalışmak zorunda kaldıklarını belirten çiftçiler iktidar partisinden anlayış bekliyor. Taşköprünün Urgancı Köyü'nde uzun yıllar muhtarlık yapan Ali Kaygusuz pancar kotasının kaldırılmasını istedi. Eski muhtar Kaygusuz, pancar üreticisinin zor durumda olduğunu belirterek şunları söyledi; "Ben bir pancar üreticisiyim. Yüz ton üretim izni verdiler. Ben her yıl ektiğimden üç ton daha az ektim. Ama buna rağmen şuan elli ton fazlam var. Bu benim suçum mu? Benim gibi olan yüzlerce çiftçi var.

Zaten pancar fiyatlarının düşüklüğü nedeniyle ektiğimizin karşılığını alamıyoruz. Birde kota uygulaması bizim belimizi iyice büküyor. Bu konuda siyasilerin bir şeyler yapması lazım. Eksik ürüne bir şey yok ama bir ton bile fazla üretseniz ceza var. Eksiden yanılma payı denen bir olay vardı. Üretilen ürünün yüzde 15'i kadar yanılma payı veriliyordu. Ama şimdi oda yok. Çiftçi olarak perişan durumdayız. Hükümetin bize sahip çıkması lazım" şeklinde konuştu.
(Kastamonu Sözcü gazetesinden)
Cumhuriyet 30.11.2005
PENCERE
İLHAN SELÇUK
Boynuzlu Fıkra!..
Bir solukta tümünü anımsayıp kalemin ucundan kâğıda dökmek olanaksız, ama, AKP iktidarının sicilindeki sabıkaları politika tespihinin taneleri gibi dizivermek kolay...

İçki yasakları..

Kırmızı sokak öyküleri..

Bakan eşlerinin türbanları..

Başbakan'ın ağzından dökülen bitmez tükenmez inciler..

Üniversitelere saldırılar..

Laik Ordu'ya ters bakışlar..

Devlet bürokrasisinde dincilerin kadrolaşmaları..

Başbakanlık Müsteşarı'nın belgelenmiş dinci kimliği..

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin türbana ilişkin kararına mürteci tepkisi..

'Türk' kavramına karşı tutum..

Yeşil sermaye çabaları..

Öğretim Birliği Devrimi'ni yıkmak için girişimler..

Vesaire..

Amerika'nın Türkiye'deki seçim sandığında tezgâhladığı 'Yeşil Karşıdevrim' le koltuğa oturan takıyye azınlığının iktidardaki çoğunluğu ülkeyi nereye götürüyor?..

Güneydoğu'daki PKK terörünün faturasını bile askere yüklemek isteyen anlayışla nereye gidilebilir?.

**

Olayın en ilginç yanı ne?.

İktidarın takkesi düştü, keli çoktan göründü...

Ama, medyanın çoğu garibi yanıtı verilmiş bir soru üzerine tespih çekiyor:

- Bu iktidar takıyyeci mi?..

- Değil mi?..

**

Herifin biri karısından kuşkulanıyormuş:

- Acaba beni aldatıyor mu?..

Bakmış ki olacak gibi değil, bir sivil polis tutmuş, eşini takip ettirmeye başlamış...

Sivil polis bir hafta sonra raporuyla birlikte çıkagelmiş, söze başlamış:

- Efendim, eşiniz geçen hafta perşembe günü saat 12.30'da filanca lokantada bir adamla buluştu..

- Eee.. Sonra?..

- Yemeklerini yedikten sonra Beyoğlu'nda falanca sokakta bir eve gittiler..

- Eee.. Sonra?..

- Adam evin kapısını cebinden çıkardığı anahtarıyla açtı, içeri girdiler..

- Eee.. Sonra?..

- İçerde beş saat kaldılar; o sırada çevrede yaptığım soruşturmayla öğrendim ki ev adamın garsoniyeriymiş..

- Ee.. Sonra?..

- Sonra eşiniz evden ayrıldı..

Koca:

- Peki, içerde ne yaptılar, izleyemediniz mi?..

- Hayır!..

Herif bunun üzerine ne desin beğenirsiniz:

- Tüh yahu!.. Desene yine gerçeği öğrenemedik!..

Ülkemizde kimileri var ki boynuzlu koca haleti ruhiyesindeler, AKP gerçeğini bir türlü öğrenemeyecekler...

4711.jpg
TAŞKÖPRÜ'DE ELEKTRİK TELLERİ YERALTINA ALINIYOR

Taşköprü Belediyesi festival nedeniyle ara verdikleri havai elektrik tellerini yeraltına alınması çalışmasına kaldığı yerden devam etmeye başladı. Konuyla ilgili olarak konuşan Belediye Başkanı Hasan Altan, "Gelecek kuşaklara 21. yüzyıl yerel yöneticilik anlayışının gerektirdiği şekilde "Yaşanabilir Bir Taşköprü" bırakacağız" şeklinde konuştu.

ÇALIŞMA YAPILAN YERLER

Daha önceki çalışmalar neticesinde ilçe merkezinin büyük bir kısmında elektrik tellerini yeraltına indiren Taşköprü Belediyesi, ilçe merkezinde kalan Harmancık Mahallesi Mühendis Mahzar Sokak, Gümüş Çeşme Sokak, Harmancık Sokak, Çeşme Sokak ve İnönü Caddesinde elektrik tellerini yeraltına alma çalışmalarına başladı.

YAŞANABİLİR BİR TAŞKÖPRÜ

Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Altan da çalışmalarla ilgili olarak "Amacımız göze hoş görülmeyen elektik tellerini yeraltına alarak çevre kirliliğinin önüne geçmek, çalışmalarımız havada bir tek elektrik teli kalmayana kadar devam edecek" dedi. "Yaşanabilir Bir Taşköprü" için çalışmalarının her geçen gün artarak devam ettiğini belirten Altan, "Elimizdeki yep yeni projeleri hayata geçirebilmek için var gücümüzle çalışıyoruz, gelecek kuşaklara 21. yüzyıl yerel yöneticilik anlayışının gerektirdiği yaşanabilir bir ilçe bırakacağız" şeklinde konuştu.

BELEDİYE EKİPLERİ ARALIKSIZ ÇALIŞIYOR

Taşköprü ilçe merkezinde havada elektrik teli kalmayana kadar devam edecek olan çalışmalar için belediye ekipleri aralıksız çalışmaya devam ediyor.
Salı, 06 Ekim 2009 19:37 tarihinde güncellendi
 
Yazdır E-posta
Yazar Niyazi Yıldırım   
Salı, 18 Ağustos 2009 13:07

ÇİFTLİK ÇAYI ÜZERİNDE

 OPRUCAK BARAJI İHALE EDİLMİŞTİR

Tepedelik Köyü Kültür Kalkınma ve Dayanışma Derneği adına 29.08.2008 tarihi ve 7226 sayılı dilekçemize Çevre ve Orman Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğünden gelen cevap halen internet sitemizde yayınlanmaktadır.

 

Devamını oku...
 
Yazar Niyazi Yıldırım   
Cuma, 14 Ağustos 2009 11:29

SARIMSAK PAZARI

 

 

Çok değerli Tepedelikliler ve hatta bütün Taşköprülüler, Yazı köylüler, Alamalılar, Etem köylüler, Emerceliler hepinize sesleniyorum.

 
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 4 - 11

Sponsorlarımız

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

© 2016 Tepedelik Kültür Kalkınma ve Dayanışma Derneği - Tüm hakları saklıdır.

EK